Üye Girişi!



Şu an Buradasınız : Ana Sayfa / 2015 Yılında Türk Çelik Sektörü

2015 Yılında Türk Çelik Sektörü

Türkiye’nin çelik üretimi, 2015 yılında arka arkaya üçüncü kez düşüş gösterdi.  Dünya çelik üretimi ise, 2009 yılındaki küresel finans krizi kaynaklı düşüşün ardından, 2015 yılında ilk kez geriledi. Dünya Çelik Derneği (worldsteel) verilerine göre, 2015 yılında dünya ham çelik üretimi % 2.8 oranında düşüşle, 1 milyar 670 milyon tondan, 1 milyar 623 milyon tona geriledi. Tüm bölgelerin üretiminde düşüş yaşanırken, en büyük 15 çelik üreticisi ülke içerisinde yalnızca Hindistan’ın üretim miktarı artış gösterdi. En büyük 15 çelik üreticisi ülkeden 14’ünün üretimi gerilerken, en keskin üretim düşüşü % 15.6 ile Ukrayna’da ve % 10.5 ile ABD’de yaşandı. Türkiye ise, % 7.4 oranındaki üretim düşüşü ile, Ukrayna ve ABD’nin ardından, üretimi en hızlı gerileyen üçüncü ülke oldu. Üretimindeki keskin düşüş nedeniyle Türkiye, 2015 yılı dünya sıralamasında bir basamak geriye düşerek, 9. sırada yer aldı.

Önceki yıllarda dünya üretimini yukarı yönde sürükleyen ülke konumunda bulunan Çin ve Asya bölgesi, 2015 yılında dünya üretimini negatife taşıyan temel unsurlar oldu. 2015 yılında, toplam dünya çelik üretimi 48 milyon ton geriler iken, Çin’in üretimi 19 milyon ton; Asya’nın üretimi ise 25.5 milyon ton düşüş gösterdi. 2015 yılında dünya ham çelik üretiminin % 49.5 oranındaki kısmı tek başına Çin Halk Cumhuriyeti tarafından gerçekleştirildi.

Worldsteel verilerine göre, 2015 yılında, dünya ham çelik üretim kapasitesi 2014 yılındaki 2 milyar 351 milyon tondan, 2 milyar 384 milyon tona yükseldi. Son 2 yılda büyümesi yavaşlayan Çin’de ham çelik üretim kapasitesinin, 2014 yılındaki 1 milyar 140 milyon tondan, 1 milyar 154 milyona yükseldiği hesaplanıyor. Dünya Çelik Derneği, 2015 yılında dünya ham çelik tüketiminin de sınırlı bir düşüşle, 1 milyar 661 milyon tondan, 1 milyar 640 milyon tona gerilediğini tahmin ediyor. Sözkonusu veriler, 2015 yılında dünyada 750 milyon ton civarında atıl kapasitenin bulunduğunu ortaya koyuyor. Dünya çelik sektöründeki atıl kapasitenin, 2007 yılındaki 270 milyon ton seviyelerinden, 2015 yılına kadar 3 misli artış göstermiş olması, başta Çin olmak üzere, dünya çelik piyasalarında başlayan daralma ile birlikte sektörü derinden sarsmaya başlamış bulunuyor. Son 10 yılda kapasitesini % 172 oranında arttıran ve dünyada çelik tüketiminde ortaya çıkan 1 milyar ton civarındaki kapasite artışının % 71’ini tek başına gerçekleştiren Çin’deki kapasite fazlalığının ise, 2015 yılında 450 milyon tona çıktığı gözleniyor.

Dünya çelik sektöründe kapasite kullanım oranları, 2007 yılındaki % 85 seviyesinden, global finans krizi sonrasında talebin hızla daralması ile birlikte gerilemeye başladı ve 2009 yılında % 68.9 ile dip noktasına ulaştı. Sonraki yıllarda kısmen toparlanma eğilimi gösteren kapasite kullanım oranı, 2014 yılında % 73.4 seviyesinde gerçekleşti. 2015 yılında ise, üretimdeki düşüşe paralel bir şekilde, dünya çelik sektörünün kapasite kullanım oranı da % 73.4 seviyesinden, % 69.7’e geriledi.

Ham Çelik Üretimi
Son yıllarda, çelik üretim ve tüketiminde, diğer büyük çelik üreticisi ülkelerden olumlu yönde ayrışan Türkiye, 2007-2012 döneminde, en büyük 15 çelik üreticisi ülke arasında, Çin ve Hindistan’ın ardından, üretimini en hızlı arttıran 3. ülke oldu. 2011 ve 2012 yıllarında ise, üretimini en hızlı arttıran ülke konumunu elde etmesinin ardından, 2013-2015 döneminde üretim arka arkaya 3 yıl düşüş gösterdi. 2015 yılında Türkiye’nin ham çelik üretimi, % 7.4 oranında düşüşle, 34.04 milyon tondan, 31.52 milyon tona geriledi. Son üç yıllık dönemde, Türkiye’nin ham çelik üretimindeki toplam düşüş, % 12.2 seviyesinde gerçekleşti. 2015 yılında, kütük üretimi % 5.6 oranında düşüşle, 23.23 milyon tona gerilerken; slab üretimi, % 12.1 oranında düşüşle, 8.29 milyon tonda kaldı. 2012 yılındaki seviyesine kıyasla, kütük üretimi % 14.1 oranında, slab üretimi ise, % 6.2 oranında gerilemiş oldu.

2015 yılında, ağırlıklı bir şekilde hurda tüketerek üretim yapan elektrik ark ocaklı tesislerin ham çelik üretim miktarları, hurda fiyatlarının demir cevheri karşısında bir miktar dezavantajlı konumda kalması nedeniyle,  % 13.8 oranında geriledi. Demir cevheri girdisine dayalı üretim yapan entegre tesislerin üretimleri ise, % 7.3 oranında artış gösterdi. 2015 yılında, toplam ham çelik üretiminin % 74’ü kütükten oluştu. Yöntemler itibariyle, toplam üretimin % 65’i elektrik ark ocaklı tesisler tarafından gerçekleştirildi. 

Kapasite ve KKO
2015 yılında % 0.5 gibi son yıllara kıyasla oldukça düşük bir oranda artış gösteren Türkiye’nin ham çelik üretim kapasitesi, 50.2 milyon tondan, 50.4 milyon tona yükseldi. Toplam kapasite içerisinde elektrik ark ocaklı tesislerin payı, % 77 seviyesine ulaştı. Kapasitedeki artışın sınırlı da olsa devam etmesine karşılık, üretimin gerilemesi nedeniyle, kapasite kullanım oranı yavaşlama eğilimini sürdürdü.  Dünya Çelik Derneği verilerine göre, 2014 yılında % 73.4 seviyesinde bulunan dünya çelik sektöründeki kapasite kullanım oranı, 2015 yılında % 69.7’ye düşerken, Türk çelik sektörünün kapasite kullanım oranı, % 67.8’den % 62.5’e gerileyerek, dünya ortalamasından 7 puan daha düşük bir seviyede kaldı.  Türkiye’nin, slab üretiminde kapasite kullanım oranı 2014 yılındaki % 55 seviyesinden, % 44 seviyesine geriledi. Slab kapasitesinin yarısına yakın bir kısmının atıl durumda kalmasında, girdi maliyetlerindeki yükselişin elektrik ark ocaklı tesislerin rekabet güçlerini olumsuz yönde etkilemesinin yanında, Ülkemize kalitesiz, sertifikasız, dampingli ve teşviki ithal ürünlerin ithalatındaki keskin artış etkili oldu. 2015 yılında, elektrik ark ocaklı tesislerin kapasite kullanım oranı % 61’den % 53’e gerilerken, entegre tesislerin kapasite kullanım oranları, demir cevherinin sağladığı ilave rekabet avantajı sayesinde % 89’dan % 94’e çıktı.

Nihai Mamul Üretimi & Tüketimi
2015 yılında ham çelik üretimi % 7.4  oranında geriledi. Buna karşılık, ithal yarı mamullerin de desteği ile, nihai mamul üretimi, % 2.3 oranında artış gösterdi. Böylece toplam nihai çelik ürünleri üretimi, 36.1 milyon tondan, 36.9 milyon tona yükseldi. Uzun ürün üretimi % 3.2 oranında artışla, 26.55 milyon tona yükselirken, yassı mamul üretimi, % 0.1 oranında artışla, 10.39 milyon tona yükseldi. 2015 yılında nihai mamul üretiminin % 71.9’u uzun ürünlerden, % 28.1’i yassı ürünlerden oluştu.

2014 yılında % 1.7 oranında gerileyen Türkiye’nin görünür nihai çelik tüketimi,  2009 yılındaki krizden bu yana ilk kez düşüş göstermiş oldu. 2015 yılında ise, tüketim % 11.7 gibi oldukça yüksek sayılabilecek bir oranda arttı ve 34.36 milyon tona ulaştı. 2015 yılında, genellikle inşaat sektörü tarafından kullanılmakta olan uzun ürünlerin tüketimi % 10.8 oranında artışla, 17.9 milyon ton, daha çok sanayi kesimi tarafından kullanılmakta olan yassı ürünlerin tüketimi % 12.7 oranında artışla, 16.45 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. 2015 yılında, Türkiye’nin toplam çelik tüketiminin % 52’si uzun ürünlerden, % 48’i ise yassı ürünlerden oluştu. Türkiye’nin toplam nihai mamul üretiminin tüketimini karşılama oranı, 2009 yılındaki % 139 seviyesinden, % 107 seviyesine geriledi. Aynı dönemde, uzun ürünlerin üretiminin tüketimi karşılama oranı % 214’den % 148’e gerilerken, yassı ürünlerde bir dönem % 70’in üzerine çıkan sözknousu oran, kapasite artışına rağmen % 63’e geriledi. 

İhracat
2015 yılında, demir çelikten eşya ve boru ürünleri de dahil olmak üzere, Türkiye’nin toplam demir çelik ürünleri ihracatı, miktar açısından % 6.7 oranında düşüşle, 17.97 milyon tondan, 16.76 milyon tona; değer açısından ise, % 22.6 oranında düşüşle, 15.18 milyar dolardan, 11.75 milyar dolara düştü. Son yıllarda hızla düşüş gösteren kütük ihracatı, 2015 yılında da keskin düşüşünü sürdürdü ve % 46 oranında düşüşle, 304.000 tonda kaldı. Yassı mamul ihracatı, % 1.7 oranında artışla, 2.54 milyon tona yükseldi. Türkiye’nin en fazla ihraç ettiği ürün grubu olan uzun ürünlerin ihracatı ise % 7.2 oranında düşüşle, 10.2 milyon tona geriledi. 2015 yılında Türkiye’nin toplam çelik ürünleri ihracatının % 61’i uzun ürünlerden, % 15’i yassı ürünlerden, % 10.8’i boru ürünlerinden ve % 1.8’i yarı ürünlerden oluştu.

2015 yılında, en keskin düşüş en büyük ihraç pazarımız konumunda bulunan Orta Doğu ve Körfez ülkelerine yönelik ihracatta yaşandı. Çin ve Rusya gibi ülkelerdeki oyuncuların dampingli fiyatlarla hem Türkiye piyasasında, hem de Türkiye’nin ihraç pazarlarında etkinliklerini arttırmaları, Türkiye’nin ihracatını olumsuz yönde etkiledi. 2015 yılında, Orta Doğu ve Körfez ülkelerine yönelik toplam çelik ürünleri ihracatı % 13.4 oranında (810.000 ton) düşüşle 5.25 milyon tona geriledi. 2014 yılında 745.000 tonluk ihracatın yapıldığı BDT bölgesine yönelik ihraç satışları da % 29 oranında düşüşle, 526.000 tona geriledi. Türkiye’nin en büyük ikinci ihracat pazarı konumunda bulunan AB’ye yapılan ihracat ise, % 4.3 oranında artışla, 3.2 milyon tona, ABD’ye yapılan ihracat % 5.7 oranında artışla, 2.36 milyon tona ve Kuzey Afrika’ya yapılan ihracat % 22.2 oranında artışla, 2.32 milyon tona yükseldi.  2015 yılında Türkiye, toplam çelik ihracatının % 31.3 oranındaki kısmını Orta Doğu ve Körfez bölgesine, % 19.2 oranındaki kısmını AB bölgesine, % 14.1 oranındaki kısmın ABD’ye ve % 13.8 oranındaki kısmını Kuzey Afrika’ya yaptı.

İthalat
Türkiye’nin çelik ürünleri ithalatı, hızlı artış trendini 2015 yılında da sürdürdü. 2015 yılında, Türkiye’nin toplam çelik ithalatı miktar açısından % 38.1 oranında artışla 19.06 milyon ton; değer açısından % 2.6 oranında artışla, 12.32 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Hurda fiyatları ile mamul fiyatları arasındaki marjın daralması ve başta Çin ve Rusya olmak züere, bazı ülkelerin arz fazlası çelik üretimlerini, devlet desteklerinin de katkısıyla maliyetlerinin altındaki dampingli fiyatlardan ihraç pazarlarına yöneltmeleri neticesinde dünya piyasalarında fiyatların çökmesi, Türk çelik üreticilerini hurdadan üretim yerine, daha fazla rekabet imkanı sunan yarı mamulden üretime sevk etti. 2015 yılında Türkiye’nin yarı mamul ithalatı % 65 oranında artışla, 7.89 milyon ton ile tarihin en yüksek seviyesinde gerçekleşti. 2015 yılında, Türkiye’nin kurulu ham çelik üretim kapasitesinin 19 milyon ton civarındaki bir bölümü kullanılamadı ve üretimde kullanılan 7.9 milyon ton civarında yarı ürün ithalat yolu ile karşılandı.  Yassı ürünlerde de benzer bir tablo yaşandı. Yassı ürün ithalatının % 27.9 oranında artışla, 8.61 milyon ton ile tarihinin en yüksek ikinci ithalat seviyesine ulaşması, yassı çelik üreticilerinde ortalama kapasite kullanım oranlarının % 50’nin altına gerilemesine neden oldu. Türkiye’nin uzun ürünlerdeki net ihracatçı konumuna ve yüksek atıl kapasitesine rağmen, uzun ürün ithalatı da % 7.7 oranında artışla, 1.56 milyon tona ulaştı.

Bölgeler itibariyle bakıldığında, en büyük tedarikçi konumunda bulunan BDT’den yapılan ithalatın keskin bir şekilde artış gösterdiği ve Uzak Doğu/Güneydoğu Asya’dan yapılan ithalatta yüksek oranlı bir artış yaşandığı gözlendi. 2015 yılında BDT’den yapılan ithalat % 33 oranında artışla, 7.14 milyon tona, AB’den yapılan ithalat % 5.3 oranında artışla, 5.88 milyon tona yükseldi. Uzak Doğu ve Güneydoğu Asya’dan yapılan ithalat ise, Çin’in ihracatındaki % 200 oranındaki artışın da etkisi ile, % 128 oranında artışla, 4.56 milyon tona ulaştı. Sözkonusu ithalatın 3 milyon tonluk kısmı tek başına Çin Halk Cumhuriyeti’nden gerçekleştirildi. Böylece, 2015 yılında Türkiye toplam çelik ürünleri ithalatının % 69’unu, AB, Rusya ve Çin’den gerçekleştirmiş oldu.

Çelik Ticaret Dengesi
2015 yılında, 11.75milyar dolar ile Türkiye’nin toplam ihracatının % 8.2 oranındaki kısmını oluşturan çelik ürünleri ihracatının ithalatı karşılama oranı, % 126’dan % 95 seviyesine geriledi. Böylece, Türkiye 19 milyon tonu aşan atıl kapasitesine rağmen, son 15 yıldan bu yana ilk kez net çelik ithalatçısı oldu.

2015 yılında Türkiye, miktar açısından 2.3 milyon ton, değer açısından ise 0.56 milyar dolar net çelik ithalatı gerçekleştirdi. Türkiye 2015 yılında çelik ürünleri dış ticaretindeki en büyük açığı 6.6 milyon ton ile BDT bölgesi ile dış ticaretinde verdi. BDT bölgesinin ardından, 4.3 milyon ton ile Uzak Doğu ve Güneydoğu Asya ikinci sırada ve 2.7 milyon ton ile AB üçüncü sırada yer aldı. Buna karşılık, Orta Doğu ve Körfez bölgesi ile dış ticarette 5.2, ABD ile dış ticarette 2.3 ve Kuzey Afrika ile dış ticarette 2.2 milyon ton net ihracat sözkonusu oldu.

Dünya Çelik Derneği verileri de, Türkiye’nin çelik ürünleri dış ticaretindeki göstergelerde yaşanan bozulmayı ve radikal değişimleri teyid ediyor. Sözkonusu verilere göre, Türkiye 2015 yılında, bir basamak düşüşle dünyanın en büyük 9. çelik ihracatçısı konumuna geriledi, buna karşılık çelik ithalatçıları sıralamasında 3 basamak birden yükselerek dünyanın en büyük 5. çelik ithalatçısı konumuna ulaştı. Böylece, 2015 yılında net çelik ihracatçısı konumunu kaybeden Türkiye, dünyanın en büyük net çelik ithalatçıları listesine 15. sıradan girdi. Mevcut seyrin devam etmesi ve gerekli tedbirlerin alınmaması halinde, sektörde 18 milyon ton civarındaki atıl kapasiteye rağmen, net ithalatçı pozisyonumuzun güçlenmeye devam etmesinin ve 2016 yılında en büyük 10 net ithalâtçı ülke içerisinde yer almamızın ihtimal dahilinde olduğu değerlendiriliyor.

Hammadde
Ham çelik üretiminin % 7.4 ve elektrik ark ocaklı tesislerin üretiminin % 13.8 oranında azaldığı 2015 yılında, çelik sektörünün toplam hurda tüketimi % 10.9 oranında düşüşle, 28.3 milyon tondan 25.2 milyon tona geriledi. Sözkonusu tüketimin % 14.8 oranında düşüşle, 16.25 milyon tonu ithalat yolu ile, % 3 oranında düşüşle 8.9 milyon tonluk kısmı da iç piyasadan karşılandı. 2015 yılında Türkiye, hurda ithalatının % 49’unu AB’den, % 24’ünü ABD’den ve % 22’sini BDT’den olmak üzere, % 95’ini 3 bölgeden gerçekleştirdi. 2015 yılında fiyatlardaki yüksek oranlı gerileme nedeniyle, hurda ithalatının değeri % 40 oranında düşüş gösterdi. 

2015 yılında en büyük hammadde ithalat kalemi olan 4.3 milyar dolar tutarındaki hurdanın yanında, % 25 oranında düşüşle, 0.8 milyar dolar tutarında 10 milyon ton demir cevheri, 343 milyon dolar tutarında 1.17 milyon ton pik demir, 455 milyon dolar tutarında 400 bin ton ferro alyaj ve 581 milyon dolar tutarında 5.4 milyon ton koklaşabilir kömür olmak üzere, toplam 6.6 milyar dolar tutarında girdi ithalatı yapıldı. Sektörün toplam girdi ithalatının değeri, 2014 yılındaki 9.98 milyar dolardan, 6.6 milyar dolara geriledi.

Ekonomi
Kamu ve özel sektör harcamalarının güçlü desteği sayesinde, Türkiye 2015 yılının son çeyreğinde de hızlı bir şekilde büyümeye devam etti. Düşük petrol fiyatları ile zayıf Lira da ekonomideki büyümeyi destekledi. Yılın son çeyreğinde % 5.7 oranında artan GSYH, 2011 yılının üçüncü çeyreğinden bu yana en güçlü artışını göstermiş oldu. 2015 yılında Türkiye ekonomisi % 4 oranında büyürken, sanayideki büyüme % 3.3 ve inşaat sektöründeki büyüme % 1.7 seviyesinde kaldı. Makine sektörü ise, genel ekonominin üzerinde bir performans göstererek, % 4.8 oranında büyüdü.

2014 yılında % 8.17 seviyesinde bulunan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), 2014 yılında % 8.81 seviyesine yükseldi. Üretici fiyatları endeksi ise, % 6.36’dan % 5.71’e geriledi. 2015 yılında, Türkiye’deki işsizlik oranı, 2014 yılındaki % 10.7’den % 10.3 seviyesine geriledi.

2015 yılında ihracatın % 8.7 oranında düşüşle, 144 milyar dolara ve ithalatın % 14.4 oranında düşüşle, 207 milyar dolara gerilemesi sayesinde, dış ticaret açığı % 25 oranında düşüşle, 84.6 milyar dolardan, 63.4 milyar dolara geriledi. Dış ticaret açığındaki yüksek oranlı gerileme, ekonominin en kırılgan noktası olarak gösterilen ve 2013 yılında 64 milyar dolar düzeyinde bulunan cari açığın, 2015 yılında bir önceki yıla kıyasla % 26 oranında (11.4 milyar dolar) düşüşle, 32.1 milyar dolara gerilemesine imkân sağladı. Türkiye’de sanayinin genel kullanım oranı da, 2014 yılındaki % 74.6 seviyesinden, 2014 yılında % 75.8’e yükseldi.

Beklentiler
Çelik sektörü 2016 yılına, 2012 yılından bu yana biriken sorunların altında nefes almaya çalışarak girdi. 2016 yılının ilk çeyreğinde fiyatlarda yaşanan toparlanma, sektörün 2016 yılına ilişkin beklentilerini olumlu yönde etkiledi. Bu beklentilerin gerçekleşmesi, Çin’in dünya çelik piyasalarını tahrip eden kapasite fazlalıklarının kapatılması, üreticilere sağlanan çok yönlü devlet desteğine ve dampingli satışlara son verilmesine bağlı görünüyor. Sözkonusu sonucun elde edilebilmesi için, Türkiye’nin ekonomi yönetiminin de diğer ülkelerde olduğu gibi, dampingli ve kalitesiz ürün ithalatına karşı süratle etkili tedbirleri uygulamaya aktarmasına ihtiyaç duyuluyor. Olumsuz dış faktörler olmadığında, Türkiye piyasasının dinamik yapısı, Türk çelik sektörünü yeterince güçlü bir şekilde destekleyebilecek bir performans ve büyüme sergiliyor.